<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Blogopedi &#187; bilim</title>
	<atom:link href="http://www.blogopedi.org/category/bilim/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.blogopedi.org</link>
	<description>internet, tasarım, teknoloji, kültür ve diğer konular</description>
	<lastBuildDate>Wed, 23 Sep 2009 08:16:13 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>3G Gelecekte Ölümlere Neden Olacak</title>
		<link>http://www.blogopedi.org/bilim/3g-gelecekte-olumlere-neden-olacak</link>
		<comments>http://www.blogopedi.org/bilim/3g-gelecekte-olumlere-neden-olacak#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Sep 2009 08:11:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[3g]]></category>
		<category><![CDATA[3G hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[3G ve kanser]]></category>
		<category><![CDATA[3G'nin insan sağlığına yararları]]></category>
		<category><![CDATA[3G'nin insan sağlığına zararları]]></category>
		<category><![CDATA[avea 3g]]></category>
		<category><![CDATA[görüntülü görüşme]]></category>
		<category><![CDATA[görüntülü telefon]]></category>
		<category><![CDATA[insan sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[teknolojik virüs]]></category>
		<category><![CDATA[turkcell 3g]]></category>
		<category><![CDATA[vodafone 3g]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.blogopedi.org/?p=505</guid>
		<description><![CDATA[Son dönemde adını sıkça duyduğumuz 3G (görüntülü görüşme teknolojisi) ile hayatımıza aniden ve hissettirmeden yeni bir teknolojik virüs daha girdi. 3G teknolojisinin sağladığı yararlar yazılı ve görsel basında öyle güzel işlendi ki, insanlar hayatlarına giren bu şeyin zararları da olabileceğini pek aklına getirmedi veya getirmek istemedi. Birçok kampanyayla beraber kullanılması yönünde inanılmaz ölçüde teşvik edilen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img title="3g" src="http://www.bilgiustam.com/resimler/2009/08/3g.jpg" alt="3g" width="217" height="248" align="left" />Son dönemde adını sıkça duyduğumuz 3G (görüntülü görüşme teknolojisi) ile hayatımıza aniden ve hissettirmeden yeni bir teknolojik virüs daha girdi. 3G teknolojisinin sağladığı yararlar yazılı ve görsel basında öyle güzel işlendi ki, insanlar hayatlarına giren bu şeyin zararları da olabileceğini pek aklına getirmedi veya getirmek istemedi. Birçok kampanyayla beraber kullanılması yönünde inanılmaz ölçüde teşvik edilen bu teknolojiye insanların iyice alışıp olmazsa olmazları arasına girmeden bazı şeyleri idrak etmesi gerekiyor.</p>
<p>Elektrikle çalışan tüm aygıtlar az veya çok bir elektromanyetik alan oluşturmaktalar. İnsan beyni de nöronların elektrik sinyallerini iletimi sayesinde çalıştığından kendine özgü bir elektromanyetik alana sahiptir. Denge halinde bulunan bu elektriksel alana yapılan tüm müdahaleler beyne zarar vermekte ve sinir hücrelerinin(nöronlar) ölmesine neden olmaktadır. Bilindiği gibi sinir hücreleri insan vücudunda bebeklik döneminden sonra daha üretilmeyip sabit sayıda kalmakta ve ölen hücreler bir daha yerine gelememektedir. Bu nedenledir ki, boksörlerde erken yaşta bunama başta olmak üzere türlü beyin rahatsızlıkları sıklıkla görülmektedir. 3G’nin yaptığı da beynimize hissettirmeden yumruk atmakla eşdeğer hatta daha kötü boyutlarda olanıdır.<span id="more-505"></span></p>
<p>Baz istasyonları yoğun bir manyetik alan üreterek dairesel alan içerisinde kapasitesinin yettiği kadar kişiye hizmet vermektedir. Bu manyetik alan radyo frekanslarının oluşturduğu bir tür ağ şeklinde düşünülebilir. Bu ağda hem cep telefonun pillerinin yaydığı elektromanyetik alan hem de radyo frekanslarının oluşturduğu alıcı-verici iletimi toplamda yoğun bir manyetik alan oluşumuna sebep olmaktadır. Kulağımıza yapışık olarak kullandığımız cep telefonları düşünüldüğünde ise beynimize 1-2 cm yakından etki eden bu manyetik alanın beynimizi ne denli fazla etkilediğini az çok tahmin edebiliriz. Radyo frekansları 20 santimetre kalınlığına kadar olan beton duvarları geçebilmektedir. Dolayısıyla baz istasyonlarının yaydığı sinyaller çevresindeki tüm binaların içlerine hatta bodrum katlarına kadar rahatlıkla girebilmektedir.</p>
<p>3G ile beraber yayılan verici sinyal miktarı 10 kata kadar artış göstermektedir. Bu durumda yakın gelecekte alzheimer, migren vs. gibi beyin-sinir hastalıklarında artış görülecek olmasını ve daha ileriki safhalarda beyin tümörü oluşumuyla beraber kanser vakalarının neden olacağı toplu ölümlerin kuvvetle muhtemel yaşanacak olması sonucunu çıkarabiliriz.</p>
<p>Felaket tellallığı yapmak istemiyorum fakat hayatımıza kendi insiyatifimiz dışında sokulan bu yeni teknolojilere olan tutumun daha bilinçli hale gelmesi için herkesin elinden geldiğince fazla kişiye durumu izah etmesi gerektiğini düşünüyorum.</p>
<p>Dileğim şudur ki, internet mecarasında söz sahibi önde gelen blog yazarlarının 3G konusundaki bilgilendirici yazılara sitelerinde yer vererek 3G’nin tam da hedef kitlesi olan bu insanları bilgilendirmesidir.</p>
<p><strong>Boğaziçi Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim Şeker konu hakkında yaptığı bilimsel araştırmalar ışığında önemli uyarılarda bulunuyor ve “Bu ateşi elinize almadan düşünün!”diyor.</strong></p>
<p>İşte Sn. Şeker’in ortaya koyduğu bilimsel gerçekler;</p>
<p><strong>1 YERİNE 9 BAZ İSTASYONU </strong><br />
“Bu sistemde iletişim aracı olarak kullandığımız, bir odayı dolduran bütün elektrik aksamını bir telefona soktular. Bu teknoloji ile beraber bugüne kadar 1 baz istasyonu olan yerde, artık 9 tane baz istasyonu olacak! İngiltere’de 3G ile beraber baz istasyonu sayısı 50.000-70.000 civarında artış göstermiş. Daha çok baz istasyonu; daha çok radyasyon, daha çok manyetik kirlilik demek! 3G hem insan hem de çevre sağlığı açsından büyük riskler içeriyor.</p>
<p><strong>3G’NİN İNSAN SAĞLIĞINA ZARARLARI </strong><br />
İsveç’te, 3G’de bulunan 3 UMTS sistemini test etmişler. İnsan vücudu üzerinde çok önemli zararları olduğunu görmüşler.</p>
<p>TV istasyonunda çalışan kişiler, çalıştıkları ortama girince bir ağırlık ve baş ağrısı hissederler, yoğun stres yaşarlar. Bunun sebebi o istasyonda bulunan alıcı ve vericilerdir.</p>
<p>Bazı alışveriş merkezlerine giren insanlar da rahatsızlık duyarlar, rahat nefes alamazlar, kalp hastaları daha fazla rahatsız olur. Bunun sebebi de o alışveriş merkezinde bulunan baz istasyonlarının sebep olduğu kuvvetli radyasyondur.</p>
<p>2G’nin DNA’yı olumsuz etkilediği, kansere sebep olduğu birçok ülkede yapılan bilimsel araştırmalarla kanıtlandı”</p>
<p><strong>BAZ İSTASYONU ÖLÜM YAYIYOR </strong><br />
“Baz istasyonuna ilk 300 m mesafede oynayan çocukların, diğer çocuklara oranla %500 daha fazla kanser olma riski taşıdıkları yine bilimsel araştırmalarla kanıtlandı. Okul, hastane, park gibi alanların çevresinde kesinlikle baz istasyonu ve yüksek gerilim hattı bulunmaması gerekiyor. Bizim ülkemiz maalesef bu konuda da gariplikler ülkesi! Birçok hastane, park ve okul çevresi baz istasyonları ile çevrili.”</p>
<p><strong>CEP TELEFONU ÖLÜMCÜL BİR ALET </strong><br />
“Anne ve babalar cep telefonunu çocuklara ödül olarak kesinlikle vermemeli! Çünkü bu ödül değil, onların hayatından sağlıklarını çalan ölümcül bir alet!</p>
<p><strong>BAZ İSTASYONLARINDA ÖRÜMCEK BİLE OLMAZ</strong><br />
“Dikkat edin baz istasyonlarında örümcekler yaşamaz, kuşlar da çevresine yuva yapmaz! Elektromanyetik kirlilik hayvanları ve doğal hayatı da çok olumsuz etkiliyor. Yeni sistem doğal hayatı tehdit ediyor!”</p>
<p><strong>PEKİ ÇÖZÜM NEDİR?</strong><br />
“Cep telefonlarının mümkün olduğunca az kullanılması gerekiyor. Çünkü sağlığa tamir edilemeyecek derecede büyük zararlar veriyor. Mevcut sistem insanları korumuyor. Sigara konusunda devlet ve toplum çok geç uyandı ama artık büyük hassasiyet gösteriliyor. Çok geç olmadan cep telefonu konusunda da aynı hassasiyetin gösterilmesi gerekiyor.”</p>
<p><strong>HANGİ HASTALIKLAR ARTACAK? </strong><br />
”Kalp ameliyatı geçirmiş olanlar İstanbul gibi büyük metropollerde yaşayamaz hale gelecek.</p>
<p>Alerji vakalarında büyük artışlar gözlenecek. İsveç’te yapılan bir araştırmada 3G sisteminin gelmesinin ardından alerji vakalarından büyük artış gözlenmiş.</p>
<p>Almanya’da yapılan bir araştırmada da çocuklarda erken ergenlik ve obezite, kadınlarda menopoz sorunlarında artışlar ortaya çıkmış.”</p>

<p class="sayac_bilgi"></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.blogopedi.org/bilim/3g-gelecekte-olumlere-neden-olacak/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hız Sabitleyici (Cruise Control) Nedir ? Nasıl Çalışır ?</title>
		<link>http://www.blogopedi.org/teknoloji/hiz-sabitleyici-cruise-control-nedir-nasil-calisir</link>
		<comments>http://www.blogopedi.org/teknoloji/hiz-sabitleyici-cruise-control-nedir-nasil-calisir#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Sep 2009 07:59:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[icadlar]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[adaptive cruise control nedir]]></category>
		<category><![CDATA[cruise control nasıl çalışır]]></category>
		<category><![CDATA[cruise control nedir]]></category>
		<category><![CDATA[hız sabitleyici nasıl kullanılır]]></category>
		<category><![CDATA[hız sabitleyici nedir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.blogopedi.org/?p=493</guid>
		<description><![CDATA[Herhalde uzun yolculukların yorucu olduğu konusunda herkes az çok tecrübe sahibi olmuştur. Sürekli olarak gaza basmak, frenlemek, sollamak, sollanmak, direksiyon sallamak vs. vs. gerçekten zordur ve bunaltır insanı. İşte Cruise Control denilen Hız Sabitleyici sistem sürücüyü, dolaylı olarak da yolcuyu bir nebze olsun rahatlatmak için geliştirilmiş bir sistemdir.
Otomatik veya düz vites farketmeksizin her araca uygulanabilen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Herhalde uzun yolculukların yorucu olduğu konusunda herkes az çok tecrübe sahibi olmuştur. Sürekli olarak gaza basmak, frenlemek, sollamak, sollanmak, direksiyon sallamak vs. vs. gerçekten zordur ve bunaltır insanı. İşte Cruise Control denilen Hız Sabitleyici sistem sürücüyü, dolaylı olarak da yolcuyu bir nebze olsun rahatlatmak için geliştirilmiş bir sistemdir.</p>
<p>Otomatik veya düz vites farketmeksizin her araca uygulanabilen bu sistem, ilk olarak 1990′lı yıllarda lüks araçlarda kullanılmıştır. Ancak günümüzde irili ufaklı bir çok araca uygulanabilmektedir. Sistem genel olarak şu şekilde çalışır;</p>
<p><img src="http://www.bilgiustam.com/resimler/2009/07/bmwhzsabitleyici.jpg" alt="Bmw Hız Sabitleyici" width="181" height="142" align="right" />Muhtemelen direksiyon üzerine veya çevresine yerleştirilen bir kol ya da düğme ile Hız Sabitleyici sistem devreye sokulduğunda Cruise Control bilgisayarına mesaj gönderilir. Bu bilgisayara Fren, Debriyaj, Gaz ve Direksiyon olmak üzere dört algılayıcı sensör bağlanmıştır. Bu sensörler aracılığıyla sürücünün isteğine hızlı bir şekilde yanıt verilir. Eğer sürücü hızı sabitlemek istiyorsa ve araç 40 Kmh (25 Mph) nin üzerinde ise sabitleyici devreye girer ve yakıt valfine müdahale ederek motora verilen yakıtın sabitlenmesini sağlar. Eğer sistem devreden çıkarılmak isteniyorsa debriyaj, fren ya da gaz pedalına basılması yeterli olur. Ancak bazı araçlarda gaz pedalı sistemi devreden çıkarma özelliğine sahip değildir. Yine sürücünün isteğine bağlı olarak direksiyon üzerindeki düğme veya kol yardımıyla aracın hızı istenilen ölçüde artırılabilir ya da azaltılabilir.<span id="more-493"></span><br />
<img src="http://www.bilgiustam.com/resimler/2009/07/toyotahzsabitleyici.jpg" alt="Toyota Hız Sabitleyici" width="179" height="138" align="right" /></p>
<p>Sistemi devreye sokmak ve devreden çıkarmak için direksiyon üzerinde On / Off , Set + / – ve Reset tuşları bulunur. On tuşu ile hız sabitleyici devreye sokulabilir Off tuşu ile devreden çıkarılabilir. Set artı (+) tuşuyla aracın hızı artırılabilir, eksi (-) tuşuyla hızı azaltılabilir. Eğer aracın hızını azalttıktan veya arttırdıktan sonra tekrar en baştaki hıza getirmek isterseniz de Reset tuşunu kullanabilirsiniz. Ancak bu tuşların isimleri araçtan araca farklılık gösterebilir.</p>
<p>Cruise Controlün (CC) yanında bir de son zamanlarda iyice yaygınlaşan ve Bosch tarafından geliştirilen Adaptive Cruise Control (ACC) sistemi vardır. Bu sistemin çalışma mantığıda tıpkı diğer sistem gibidir. Ancak tek farkı öndeki araçla aranızdaki mesafeyi sensörler yardımıyla otomatik olarak ayarlayabilmesidir. Yani otobanda sabitleyiciyi kullanarak seyahat ederken önünüze sizden <img src="http://www.bilgiustam.com/resimler/2009/07/opelhzsabitleyici.jpg" alt="Opel Hız Sabitleyici" width="178" height="133" align="right" />daha yavaş hareket eden bir araç çıktığında sizin frene basmanıza gerek kalmadan sistem otomatik olarak hızı ve aradaki mesafeyi karşıdaki araca göre ayarlayabilmektedir. Önünüzdeki araç şerit değiştirdiğinde veya hızlandığında ise sistem kendiliğinden eski hızına dönecektir.</p>
<p>Hız Sabitleyici sistem daha az stres ve daha az yorgunluk sağladığı gibi yakıt tasarrufu konusunda da büyük avantaj sağlamaktadır. Özellikle otobanlarda ve anayollarda %25 yakıt tasarrufu sağlayabilir.</p>

<p class="sayac_bilgi"></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.blogopedi.org/teknoloji/hiz-sabitleyici-cruise-control-nedir-nasil-calisir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mısır Piramitleri</title>
		<link>http://www.blogopedi.org/bilim/misir-piramitleri</link>
		<comments>http://www.blogopedi.org/bilim/misir-piramitleri#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Sep 2009 07:37:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Çakal Kafalı Anubis]]></category>
		<category><![CDATA[Keops'un Gemisi]]></category>
		<category><![CDATA[Mısır Piramitlerinin Gizemi]]></category>
		<category><![CDATA[Mısır Piramitlerinin Tarihçesi]]></category>
		<category><![CDATA[önemli piramitler]]></category>
		<category><![CDATA[Piramitler Nasıl İnşa Edildi?]]></category>
		<category><![CDATA[Piramitleri Kim İnşa Etti?]]></category>
		<category><![CDATA[piramitlerin esrarı nedir?]]></category>
		<category><![CDATA[Piramitlerin Gizemi Nedir?]]></category>
		<category><![CDATA[Piramitlerin Tarihçesi]]></category>
		<category><![CDATA[Sfenks Heykeli]]></category>
		<category><![CDATA[sır]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.blogopedi.org/?p=481</guid>
		<description><![CDATA[Dünyanın yedi harikasından biri olup günümüze  kadar zarar görmeden ayakta kalabilmeyi başarabilmiş  tek yapı Mısır‘daki Gize piramitlerinden Keops piramitidir.
Piramit şeklindeki yapılar sadece  Mısır’a özgü olmayıp dünyanın başka yerlerinde de inşa edilmiş örnekleri bulunmaktadır. Fakat sayıca en çok Mısır’da bulunduklarından bölgeyle özdeşleşerek “Mısır Piramitleri” olarak anılmaktadırlar.
Dünyadaki Önemli Piramitler: 

 Keops Piramidi (145,75 metre)
Mikerinos Piramidi(66,5 metre)
Kefren [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a title="dünyanın yedi harikası" rel="nofollow" href="http://www.bilgiustam.com/dunyanin-yedi-harikasi/"><strong><img title="Gize_Piramitleri" src="http://www.bilgiustam.com/resimler/2009/08/Gize_Piramitleri.jpg" alt="Gize_Piramitleri" width="400" height="285" align="right" /></strong>Dünyanın yedi harikası</a>ndan biri olup günümüze  kadar zarar görmeden ayakta kalabilmeyi başarabilmiş  tek yapı <a title="mısır" href="http://www.bilgiustam.com/misir-ulkeler-cografyasi/">Mısır</a>‘daki Gize <a title="piramit" href="http://www.bilgiustam.com/misir-piramitlerinin-sirri-nedir/">piramit</a>lerinden Keops piramitidir.</p>
<p>Piramit şeklindeki yapılar sadece  Mısır’a özgü olmayıp dünyanın başka yerlerinde de inşa edilmiş örnekleri bulunmaktadır. Fakat sayıca en çok Mısır’da bulunduklarından bölgeyle özdeşleşerek “Mısır Piramitleri” olarak anılmaktadırlar.<span id="more-481"></span></p>
<p><strong>Dünyadaki Önemli Piramitler: </strong></p>
<ul>
<li> Keops Piramidi (145,75 metre)</li>
<li>Mikerinos Piramidi(66,5 metre)</li>
<li>Kefren Piramidi (143,56 metre)</li>
<li>Sakkara Piramidi (63,17 metre)</li>
<li>Maldum Snefru Piramidi (93,26 m)</li>
<li>Dahahur Bent Piramidi (104,85 m)</li>
<li>Dahahur Snefru P. (103,95 metre)</li>
<li>Sakkara Pepi II P. (52,555 metre)</li>
<li>Uxmal Tapınağı (<a title="meksika" href="http://www.bilgiustam.com/meksika/">Meksika</a>)</li>
<li>Teotehuacan (Meksika)</li>
<li>Tiahuanaco (Bolivya)</li>
<li>Dohan Tapınağı (<a title="Çin Halk Cumhuriyeti" href="http://www.bilgiustam.com/cin-halk-cumhuriyeti/">Çin Halk Cumhuriyeti</a>)</li>
</ul>
<p><strong>Piramit Nedir?</strong><br />
Tabanı kare şeklinde olup köşelerin tepede tek bir noktada birleşmesiyle oluşan geometrik şekildir. Dört eşit büyüklükte üçgen yüzeye sahip olan piramitler, inşa edildiklerinde mühendislik açısından son derece sağlam bir yapı sergilemektedirler.</p>
<p><strong>Piramitlerin Tarihçesi</strong><br />
<img title="Bent_piramidi" src="http://www.bilgiustam.com/resimler/2009/08/Bent_piramidi.jpg" alt="Bent_piramidi" width="243" height="191" align="right" />Piramitlerin firavunun mumyası ile onun değerli hazinelerini ve dönemin eşsiz sanat eserlerini saklamak amacıyla yapıldığı düşünülmektedir. Fakat bugüne kadar hiçbirisinin içerisinde herhangi bir mumyaya veya hazineye rastlanmamıştır. Dünyanın ilk inşa edilen piramidi Sakkara’da olup yapımı M.Ö 2620 yılında tamamlanmıştır. İlk örnekleri basamaklı yapıda olan piramitlerin birçoğu tamamlanamamış veya yapım aşamasında yıkılmıştır. Bunun ilk örneği M.Ö 2570 yılında yapımına başlanan Meidum piramidi olup, sekizinci basamak yapılmak istenirken yıkılmıştır.</p>
<p>Piramitleri inşa edenler bundan ders çıkararak daha yüksek piramitler yapabilmek için tabanı mümkün olduğunca geniş tutarak eşkenar bir geometri kullanmanın gerekli olduğunu düşünmüşlerdir. Nil nehri yakınlarındaki Dahahur bölgesinde M.Ö 2570 yılında inşasına başlanmış olan Bent piramidi, üçte ikilik bölümü tamamlandıktan sonra daha önceki tecrübeler baz alınarak eğim açısı düşürülmüş ve yükseltilmeye devam edilmiştir. Bu yöntemle M.Ö 2565 yılında başarıyla tamamlanan Bent piramidi çok daha rijit bir yapıya kavuşurken, eşsiz bir görünüme de sahip olmuştur. Bu tarihten sonra yapılan tüm piramitler daha küçük sabit bir açı ile yükseltilerek inşa edilmiştir.</p>
<p><strong>Piramitleri Kimler İnşa Etti?</strong><br />
Önceleri piramitlerin Mısırlı köleler tarafından yapıldığı düşünülmekteyken 1990 yılında bir turistin bindiği atın ayağı bir çukura düşer ve bu çukur gizemli bir mahzene açılır. Burası piramit yapımında çalışan işçilerin ustabaşı olan kişinin mezarıdır. Kubbeli mezar olarak da bilinen mekan, duvarları işlemeli ve ihtişamlı bir yapıya sahiptir. Böylesine güzel bir mezarın işçi sınıfındaki birisine yapılması, çalışanların esir olmadığının göstergesiydi. İşçiler gündüzleri çalışıyor ve geceleri buradaki köylerde bulunan evlerine gidiyordu. Daha sonra bu bölgede yapılan kazılarda 250’den fazla farklı mezar daha bulunmuştur. Ustabaşının çevresindeki mezarlar seçkin işçilerin mezarlarıyken normal işçiler biraz daha uzakta toplu halde bulunmaktaydı.</p>
<p>Ölen herkes için bir mezar yapılmakta olduğu anlaşılan bölgedeki kazılarda mezarların girişlerinde işçilerin statülerini gösteren hiyeroglif yazılar bulundu. Bu yazılarda “mezar inşaatı denetçisi”, “mezar inşaatı yöneticisi” gibi ibareler yazmaktaydı. Ayrıca bu mezarlarda işçilerin minyatür heykelleri ve sanat eserleri de yer almaktaydı.</p>
<p><img title="piramitler2" src="http://www.bilgiustam.com/resimler/2009/08/piramitler2.jpg" alt="piramitler2" width="400" height="267" align="right" />Yaklaşık 200.000 işçinin çalıştığı bölgedeki iskeletler incelendiğinde omurganın inanılmaz bir yüke maruz kaldığı ortaya çıkmıştır. Omurgaya binen aşırı yük buradaki taş taşıma işleminin güçlüğüne işaret etmekteydi. Bu kadar özveri ve emekle ortaya çıkan piramitlerin yapımı için binlerce işçi bu bölgedeki şehirlerde yaşamaktaydı. Yapılan kazılarda evler, fırınlar, çömlekler gibi birçok tarihi eser bulunurken duvarlardaki hiyerogliflerde nasıl ekmek yapıldığı ve içecek hazırlandığı gibi detaylar resmedildiğinden dönemin şehir yaşamı hakkında fikir edinmek de mümkün olmuştur.</p>
<p>Gize piramitlerinde 15 milyondan fazla kireç taşı kullanıldı. Bu taşlar piramitlerden 300 metre uzaktaki bir taş ocağından çıkartılmış ve yine burada kesilip işlenerek hazır hale getirilmiştir. Kazılarda bu bölgede taşların kesilmesi için gerekli olan oluklu platformlar bulunarak etrafı kazılmaya devam edilmiş ve dev bir taş ocağının enkazı ortaya çıkartılmıştır. Taş ocağından çıkartılan taş miktarı piramitlerde kullanılan miktarla örtüşmekteydi. Ayrıca piramitlerin yapımında kullanılan taş rampalar kil ve kireç taşı tozunun karışımından oluşan bir çamurla sıvanmıştı. Bu yöntem çok dayanıklı ve sert bir yapı oluştururken, ufak bir keski darbesiyle de kolayca koparak çözülebilmekteydi. Taş ocağı bulunduğunda içi bu rampanın enkazı ile doluydu.</p>
<p><img title="keopsungemisi" src="http://www.bilgiustam.com/resimler/2009/08/keopsungemisi.jpg" alt="keopsungemisi" width="200" height="245" align="left" />1954 yılında Keops piramidinin güney ucunda bir kubbe bulundu ve kalıntılar incelendiğinde burada bir geminin yatmakta olduğu anlaşıldı. Bu gemi, Mısır Firavunu Keops’un gemisiydi ve 13 sene süren yoğun çalışmanın ürünü olarak tüm parçalar birleştirilerek müzede sergilenmeye başlandı. Yılda 300.000 kişinin ziyaret ettiği müzede tamamı sedir ağacından yapılmış dünyanın en eski gemisi gururla sergilenmektedir. Daha sonraları benzer şekilde diğer firavunlar için yapılmış bir kardeş gemi daha bulundu fakat bu gemi zarar görmemesi ve tarihi değerini kaybetmemesi için bulunduğu odadan çıkarılmadı.</p>
<p>Firavunların mumyaları bir mağara içerisindeki gizli bir mezarlıkta bulunmuştur. O dönemin mumyalama tekniği sayesinde binlerce yıl sonra bile hala yüzleri tanınabilir şekilde kalan 40 kadar mumya çıkartılmıştır. Mumyalama işleminin nasıl yapıldığı bu mezarlıkta duvarlara çizilen hiyerogliflerden anlaşılmaktadır. Sadece karın bölgesine bir elin girebileceği kadar açılan ufak kesikten bütün organların çıkarıldığı ve içinin özel baharatlar ve yağlarla sıvanarak doldurulduğu gösterilmekteydi. O dönemin insanları öldükten sonra tekrar dirileceğini düşünüyordu ve tüm parasını mumyalama işlemi için  saklıyordu. Çünkü dirildikten sonra bedenlerine ihtiyaçları olacaktı. Bu nedenle bir kişi ne kadar zenginse öldükten sonra o kadar iyi korunacak demekti. Çok pahalı olan mumyalama işlemi sadece önemli kişilere ve zenginlere yapılırken, yoksul insanlar toplu mezarlara gömülmekteydi.</p>
<p><strong>Piramitler Nasıl İnşa Edildi?</strong><br />
<img title="keopsunici" src="http://www.bilgiustam.com/resimler/2009/08/keopsunici.jpg" alt="keopsunici" width="300" height="300" align="right" />İnşa edilen en önemli piramitler Gize Piramitleri’dir ve Mikerinos, Kefren ve Keops ismindeki üç pramitten oluşur. Gize Platosu’nda bulunan bu piramitlerin en büyüğü ve en gizemli olanı Keops piramididir.</p>
<p>Keops piramidi 20 yıl içinde 150 metre yüksekliğe kadar kaldırılan her biri 2.5 ton ağırlığındaki 2.300.000 adet kireç taşı kullanılarak inşa edilmiştir. Toplam ağırlığı 5.5 milyon ton olan bu taşların bu süre zarfında dizilebilmesi için her iki buçuk dakikada bir taşın yerine oturtulmuş olması gerektirmektedir. Bu nedenle günümüzde bu piramidin en anlaşılmaz yönlerinden biri nasıl inşa edildiğidir.</p>
<p>Hayranlık verici bir orantıya sahip olan yapı, gizemini taşların suskunluğuna bırakmıştır. 51<span style="font-family: -webkit-sans-serif; font-size: 13px; line-height: 19px;"><strong>°</strong></span> 51’ 14” eğimle dizilen bu taşlarda hassasiyetin binde bir oranında bile şaşması durumunda piramit en tepede düzgün birleşemezdi. Günümüzde bu tarz ufak hatalar en seçkin yapılarda bile makul bir <a title="tolerans" rel="nofollow" href="http://www.bilgiustam.com/muhendislikte-tolerans-nedir/">tolerans</a> olarak görülmektedir. Ama bundan 4500 yıl önce inşa edilen piramitlerde tepe noktası kusursuzca birleştirilmiştir.</p>
<p><img title="blok_tasima" src="http://www.bilgiustam.com/resimler/2009/08/blok_tasima.jpg" alt="blok_tasima" width="640" height="233" /></p>
<p><img title="rampa" src="http://www.bilgiustam.com/resimler/2009/08/rampa.jpg" alt="rampa" width="300" height="151" align="right" />Milyonlarca taş nasıl olup da 140 metreyi aşan yüksekliklere kaldırılabilmiştir? Bunun için taş bloklardan yapılma büyük rampalar kullanılmıştır. Bu rampa piramitin yakınına kurulmuş olan taş ocağından başlayarak piramite kadar devam eden ve düzenli olarak kesintisiz taş taşınmasını sağlayan bir yapıda inşa edilmiştir. Aksi halde asla gerçekleştirilen süre içerisinde işi tamamlamak mümkün olmazdı. Fakat bu rampa piramit hacminin %65’i tamamlandıktan sonra 43 metre yüksekliğe ulaşır ve bu noktradan sonra ne kadar etkili olduğu tartışma konusudur. Çünkü piramidin tamamını bu rampa vasıtasıyla yapmak için 43 metreden 140 metreye ulaşmak gerekeceğinden, bunun için piramidin toplam hacminin iki katı kadar daha taşa gerek olacaktı. Bu nedenle bu seviyeden sonra piramidin inşasına içeriden devam edilmiştir.</p>
<p><img title="tasima" src="http://www.bilgiustam.com/resimler/2009/08/tasima.jpg" alt="tasima" width="300" height="360" align="right" />Piramit iki aşamada inşa edilmektedir. Birisi piramidin inşası diğeri ise kral odasının inşasıdır. Kral odası piramit tabanından 43 metre yukarıda bulunmakta olup içerisinde dış ortama açılan hava kanallarının bulunması ve tavanında 60 tonu aşan düz bloklarının kullanılmış olması açısından hayranlık uyandırıcıdır. Tanesi 15 ton olan bu taş blokların nasıl taşındığı ise, kralın odasına giden geniş yolda(büyük galeri) gizlidir. Burada karşı ağırlık mekanizmasıyla çalışan bir sistem bulunmaktaydı ve halatlarla birleştirilmiş olan bu terazi mekanizması sayesinde bloklar istenilen yüksekliğe rahatlıkla kaldırılırdı.</p>
<p>Taşlar istenen yüksekliğe kaldırıldıktan sonra koyulması gereken yere götürülmek üzere 10 kişilik insan grupları tarafından piramidin kenarlarındaki tüneller içerisinde çekilirdi. Eğer bir köşe dönülecekse piramidin açık tünel uçlarında resimde gösterilen biçimde yine bir terazi sistemiyle kaldırılarak yön verilir ve diğer yöne gidecek raya oturtulurdu. Daha sonra bu tünelde de 10 kişilik grup tarafından gereken yere kadar çekilerek götürülürdü. Taşlar çekilirken oluşan sürtünme kuvvetini azaltmak içinse, çamur ve su kullanılırdı.</p>
<p>Piramit yüzeyi önceleri şu an olduğu gibi basamaklı bir yapıda değildi. Keops piramidi 45 asırlık varolma sürecinde üstten 10 metre kadar aşınmıştır. Yüzeyin üçgen şeklindeki basamak araları özel bir kireçtaşı çamuruyla kaplanarak doldurulur ve pürüzsüz, parlak bir görünüm alırdı. Özellikle son 20 senede piramitler geçtiğimiz 400 seneden daha fazla hasar görmüştür. Gerek güneş ışınları gerekse <a title="iklim" rel="nofollow" href="http://www.bilgiustam.com/iklim-nedir-iklim-cesitleri-nelerdir/">iklim</a> şartları gibi etmenler piramitlerin varlığını her geçen gün daha fazla tehtid etmektedir.</p>
<p><strong>Piramitlerin Gizemi Nedir?</strong><br />
<img title="mayan" src="http://www.bilgiustam.com/resimler/2009/08/mayan.jpg" alt="mayan" width="300" height="240" align="right" /> İngiliz matematikçi ve astronomist olan John Taylor birtakım çalışmalar yapmış ve elde ettiği sonuçlar Howard Vyse tarafından analiz edilmiştir. Bunlardan bazıları;</p>
<p>- Keops piramidinin taban alanı dünyayı yataydan ikiye böldüğümüzde ortaya çıkan kesit alanı gibi düşünülürse ve piramidin tabanı dünyanın yarıçapı üzerine oturtulsa, yüksekliği tam kutup noktasına denk gelirdi. Yani burada kusursuz bir oran mevcuttur.</p>
<p>-Keops piramidinin taban çevresini yüksekliğinin iki katına bölündüğünde tam olarak pi=3,1416 sayısı elde edilmektedir.</p>
<p>- Keops ve Kefren piramitleri doğu-batı ve kuzey-güney sınırlarına öyle kusursuz yerleştirilmiştirler ki, o günün koşulları düşünüldüğünde hayret verici bir durum olarak görülmektedir.</p>
<p>- Keops piramidinin üçgen şeklindeki dört yüzeyinin toplam alanı, piramit yüksekliğinin karesine eşittir.</p>
<p>- Keops piramidinin yüksekliğinin 1 milyarla çarpımı tam olarak dünya ile güneş arasındaki mesafeyi(149.504.000km) vermektedir.</p>
<p>- Piramitler bir güneş saati olarak işlev görmektedirler. piramitlerin Ekim ayı ortasında ve Mart ayının başlangıcında yre düşürdüğü gölgeler, <a title="mevsimler" href="http://www.bilgiustam.com/mevsimler-ve-olusumu/">mevsimler</a>i ve yılın uzunluğunu gösterir.</p>
<p>- Keops piramidiyle dünyanın merkezi arasındaki mesafe, Kuzey kutbuyla arasındaki mesafeye eşittir.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">Bilimsel olarak kanıtlanmamış bazı rivayetler ise şunlardır;</span></p>
<p>- Piramitlerin üzerinden geçen meridyen, karaları ve denizleri iki eşit parçaya bölmektedir.</p>
<p>- Piramit hangi firavunun adına yapıldıysa, kralın odasına yılda sadece iki kez güneş girmektedir. Bunlar kralın doğduğu ve öldüğü günlerdir.</p>
<p>- Piramitlerin içerisinde <a title="radar" rel="nofollow" href="http://www.bilgiustam.com/radar-ve-sonar/">radar</a> gibi aletler çalışmamaktadır.</p>
<p>- Piramit içerisinde bırakılmış kirli bir su, birkaç gün içerisinde arıtılmış hale gelmektedir.</p>
<p>- Piramitin içerisine bırakılan süt birkaç gün bozulmadan kalabilirken, beklenmeye devam edilmesi durumunda yoğurt haline gelmektedir.</p>
<p>- Piramit içerisine koyulan bir bitki hiç ışık almasa da normale göre daha hızlı büyümektedir.</p>
<p>- Açık bir yara, piramit içerisinde çok daha çabuk bir şekilde iyileşmektedir.</p>
<p>- Piramitlerin içi yazın serin, kışın ise ılık olur.</p>
<p>- Gize Platosu’ndan geçen boylam, denizlerle karaları iki eşit parçaya böler.</p>
<p><strong>Sfenks Heykeli</strong><br />
<img title="sfenks_heykeli" src="http://www.bilgiustam.com/resimler/2009/08/sfenks_heykeli.jpg" alt="sfenks_heykeli" width="300" height="198" align="right" />Gize piramitlerinden Kefren piramidini koruması için yapılmış olan dev bir köpek heykelidir. 70 metre uzunluğunda ve 30 metre yüksekliğinde olan Sfenks, çakal kafalı Anubis’in heykelidir. M.Ö 2520 yılında yapılmış olan heykel tarih boyunca Nil nehrine bakarak, nehir yoluyla gelenleri karşılamaktadır.</p>
<p>Sfenks heykeline Mısır’ı işgal eden Hiksos’lar tarafından büyük zarar verilmiştir. Daha sonra ülkede düzenin sağlanmasıyla beraber dönemin kralı tarafından yüz kısmı değiştirilerek firavunun(Mısır Kralı) sureti yaptırılmıştır.</p>
<p>Keops Piramidi ve Gize Piramitleri’nin uydudan çekilmiş fotoğrafı için: <a title="Gize Piramitleri" rel="nofollow" href="http://www.bilgiustam.com/resimler/2009/08/piramitler.jpg" target="_blank">tıklayın</a>.</p>

<p class="sayac_bilgi"></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.blogopedi.org/bilim/misir-piramitleri/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
